SESSİZ SEDASIZ

Gecenin sessizliğinde bir kapı gıcırtısı duyuldu. Apartman aydınlığından karanlık bir hole giriş yapmadan önce duraksadı. Bir çift boş terlik hala bekliyordu. Arkasından vuran sarı ışık sessizliği kesmedi. Bir süre daha bozmadı hareketsizliğini. Sağında duran gardıroba baktı. Duvara mıhlanmış bir hayalet gibi duruyordu. Kahverengi ve sessiz. Ölü bir hayalete baktı. “Ne işe yarıyorsun?” diye sordu içinden. Anahtarları asmak için birkaç parmağın, ayakkabıları tıkıştırdığım karın boşlukların ve ne hissettiğini anlamadığım yüzün. Belki diğer boşluklarını tuvalet kağıtlarıyla doldururum ki param olduğu zaman sekizlik ve onaltılık bir sürü beyaz topacın poşetlendiği yüklerle girerim içeri. Yine sesin çıkmaz.
Gecenin sessizliği sürüyordu. Kapı eşiğinden bir adım attı içeriye. Kapanan kapıyla birlikte dolunaydan hilale geçe ay gibi azaldı ışık. Ve zifiri karanlıkta kaldı. Duvardaki ışığa uzandı. Ve koridoru çırılçıplak gözleriyle izlemeye başladı. Bir kilim ve bir çift boş terlik sessizce onu bekliyordu. Bir arkadaşının atıf yaptığı yönetmenin filmlerindeki karakterler geldi aklına. Gülümsedi. Çeyrek asırdan fazladır yaptığı hareketi yaparak ayakkabılarını çıkardı. Terliklerini giydi. Holün ışını kapattıktan sonra dip odaya doğru yürüdü. Çantasını bir kenara bıraktı. Yatağa attı kendini. Adeta bir külçe altın gibi, ilk önce sıçradı yayların üstünde sonra sabitlendi. Tavan sabitlendi. Karanlığı kesmek için güneşliği araladı. Yan binanın ışıkları sızıyordu odaya.
Gecenin tek rengi sürüyordu. Birkaç araç geçti son sürat. “Eve yetişecekler herhalde” diye düşündü. Sonra gülümsedi kendine. Hala iyimserim diye. “Belki cinayet mahallinden ayrılıyorlardır” ne bileceğiz dedi. Halen sorgu mekanizmalarının çalıştığına sevindiği. Biçimler üstüne düşünmeye başladı. Eşyalara baktı. Komidin dört köşe, her zaman dört köşe dikdörtgenler prizması. Lamba yuvarlak, yatak dört köşe, kütüphaneler, kadehler silindir, yoğurt kabı, kalemlik, televizyon… “Aykırısını yapmalı” cümlesi aklına girmek üzereyken çekti kendini yataktan… Yüzünü sıvazladı. Saat geçiyordu…
Gecenin sessizliği sürüyordu. “Çok oldum” diye geçirdi içinden. Doğrulduğu yerde duruyordu, eşyaları bıraktı birden. Işığı bıraktı. Tekrar tavana baktı. Kendini sessizliğe bıraktı…
12.03.2004

